|
Imparator Hadrianus(117-138) zamanı yapısı olan SERAPION,Anadolu’da ,
Roma
yapılarından günümüze gelmis en büyük tapınak kalıntısıdır.Istiklal
Meydanı, Yıldız Garajı ve Bodrum üstü alanını da kapsar ve 270x100
m.boyutlarındadır. İki bölümlü akıs yolu bodrumlarının uzunluğu ise 196
m. dir.Tuğladan insa edilmis dikdörtgen planlı tapınak ise 60x26 m. olup
yüksekliği 19 m. olarak ayakta durmaktadır. Tapınağa 7 m. genisliğinde
14 m.yüksekliğinde kapıdan girilmekte ve kapı esiği 70 tonluk mermerden
olusmaktadır.İç kısmın ortalarında sığ su havuzu ve derin bir su kuyusu
bulunmaktadır. Bunu geçince 1, 5 m. yüksekliğinde 10x12 m. boyutlu
podyum yer alır. Bu podyumun üstünde 1 m. yükseklikteki kaide üstünde
bir kült heykeli yerlestirilmistir. Kaidenin
ortasındaki delik, rahibin bir tünelden bu heykelin içine girdiğini
gösteriyor. Dev heykelin içinden konusarak, tanrısal seslenis izlenimi
yaratılmaktadır. Podyumun altındaki mahzenden iki yuvarlak
kuleye geçis sağlanmaktadır.Ana binanın iç kısmında, çepeçevre yüksek
sütunlu galerilerle tapınak alanı üç bölüme ayrılmaktadır. Karsıda yer
alan apsis sayesinde bazilika görünümü kazanmaktadır. Yan duvarlarda
karsılıklı beser nis içinde heykeller bulunurdu.Apsis’in iki yanındaki
merdivenlerle ahsap ve mermer levha kaplı olduğu varsayılmaktadır. Aynı
sekilde tuğla duvarlar da iç ve dıstan mermer plakalarla kapatılmıstır.
Ana yapının iç kısmına oturtulan tas
duvarlar ile tuğladan yapılmıs iç apsis,Bizans Döneminde yapının içine
kilise insa edildiğini göstermektedir.Kuzey ve güneydeki yuvarlak
kulelerin çapı 15 m. yüksekliği 19 m. olup kireçli harçla moloz tas
dösemeler yapılmıstır. Kubbeleri ise tuğla örgülüdür ve
göbek kısmı ısıklık olarak bırakılmıstır.Yuvarlak yapıların önünde üç
yanı galerilerle çevrili 40x40 m. boyutlu birer avlu bulunmaktadır.
Karyatitlerin yer aldığı bu avlular da öndeki uzun avluya
açılır. Sırt sırta duran erkek ve kadın karyatitler galeri çatısı
tasımaktadırlar. Mısır tarzındaki bu dev mermer heykellerin parçaları
avluda görülmektedir. Her iki avlu da 12x2 m. boyutlu simetrik havuzlar
ve önlerinde 3 m. derinlikte kuyular bulunmaktadır.
Tapınağın batısında tüm alanı
çevreleyen portikos ve önünde dört sütunlu propylon yer
almaktaydı. Mısır tanrısı Serapis adına yapılması, avlularda yer alan su
havuzları ile kuyuların Nil suyu tasıdığına inanılması, mısır biçimli
karyatitler ,altından çifte bodrumlu Selinos sularının akması ve
Serapis’in yer altı tanrısı olusu,ayrıca Issis ve Harpokrates’in de su
ile kutsanması Kızılavlu tapınağının bu üçlüye adandığını
göstermektedir.Yapısal öğelerin her biri kült ile ilgili farklı
törenlerin uygulanmasına izin verecek biçimde tasarlanmıstır. Büyük ön
avlu tören geçitleri için bir sahne
olustururken tapınağın kendisi ikiye bölünmüs, yalnızca rahiplerin ve
külte kabul edilenlerin içerideki kutsal yeriyle dısarıdaki insanların
toplandığı bir alanı içerir.İki yandaki kule benzeri kısımların alt
yapısında saptanabilmis bu odaların kült içinde önemli bir yeri vardır.
Serapis’in, Yunan yer altı tanrısı Hades ya da Plouton ile ortak
noktaları vardır. Küçük avludaki havuzlar ise Mısır kültünde “ ...yıllık
taskınlıklarıyla Mısıra bolluk ve bereket getiren Nil nehrini
simgelemistir.” Mısır’ın din ve kültürü önce Yunan daha sonra ise
Roma’yı etkisi altına almıstır.Kültürel ve ticari bağlılıklarla Mısır
kültü Avrupa ve Balkanlara, değisik adlarla tasınmıstır.
Bizans Devrinde iç
kısmında yapılan ilave ve değisikliklerle kilise haline getirilmistir.Adını
binada kullanılan kırmızı tuğlalar dan bu isimle anılır. Duvarları
tamamen kırmızı tuğladan insa edilmis ikinci kat galerinde ve dıs
cephesinde tas frizlere, konsollara rastlanmaktadır. Binada kullanılan
tuğlaların ebadı; 35x 40cm.olup, 6 cm kalınlığındadır.Dikdörtgen plana
sahip olan yapı üzerine masif tuğla duvar taslar temel üzerinde
yükselir. Doğuda yarım daire seklinde bir girinti teskil antik cephe,
bugün dısarı doğru dikdörtgen seklinde bir çıkıntı olusturmaktadır.Yapı
malzemesinin farklı
olmasından anlasılacağı gibi apsis çıkıntısı Hıristiyan bazilikası
haline getirilmek için yapılmıstır.
Giris kısmının sağ
ve solunda kulelerin ebadı 6,40 m. olup bunlardan sadece soldaki kulenin
alt kısmında, zeminden 1,5m. yükseklikte dikdörtgen seklinde bir kapı
bulunmaktadır. Bunun önceleri küçük bir pencere halinde olduğu, zaman
içinde genisletilerek kapı haline dönüstürüldüğü düsünülmektedir.Kulelerin
yükseklikleri tahminen binanın ön cephesinden 5 m. daha kısadır. Kule
içinde merdiven bulunmaktadır. Binanın kuzey ve güney duvarlarının üst
kısımlarında dört sıra halinde devam eden mermerfirizler görülmektedir.
Batı cephesinde
kulelerin hizasına kadar yükselen tuğla duvarlar, güney cephesinde 50
cm. kalınlığında beyaz mermer tas firizlerle iki kısma ayrılmıs
bulunmaktadır. Dört sıra halinde tas hatıllar yapının duvarlarını
sağlamlastırdığı gibi binanın her iki cephesine de ayrı bir güzellik
katmaktadır. Bu
kısımda duvarlar sekiz büyük kemerli açıklıkla teskilatlanmıs olup her
açıklığın kemerleri, bir tas ve
on sekiz sıra tuğladan alternatif olarak meydana getirilmistir.Bazilikada
batıdan iç mekana girildiğinde ilk bakısta, girisin hemen
karsısında,zeminde moloz tastan insa edilmis duvarlar dikkati
çekmektedir. Binayı boyuna üç nefe ayıran bu temeller önceki yapının
içinde, Bizans Döneminde yapılan ilave ve değisiklikleri
göstermektedir.Doğuda, zeminden kalın tas duvarla yükselen “Bema” kısmı
ve apsis çıkıntısı yer alır. Bu ilave kısımlar kilise haline dönüsün bir
diğer göstergesidir.Binan ın üst yapısı hakkında P. Schazmann’ın yapmıs
olduğu “Rekonstruksionda bazilikanın meyli çatı ile örtüldüğünü
görmekteyiz.
Bugünkü durumda da
yanlarındaki silindirik yapılar kubbe ile örtülüdür.Bazilikanın
genisliği dikkate alınacak olursa, binanın üstünü örtecek besik bir
çatının yapılması pek mümkün
görülmemektedir. Fakat bina içinde bir destek sistemi olduğunu kabul
edecek olursak bu örtü sisteminin varlığı kabul edilebilir.Bizans
Kilisesi haline getirilen orta nefte, dar bir merdivenle asağıya
inilmektedir ki bu kısımda sarnıç seklinde bir bölüm yer almaktadır.
Burasının Bizans Kilisesi haline getirildikten sonra mı yapıldığı, yoksa
antik yapının kalıntısımı olduğu bilinmemektedir. Ancak bema kısmında
olması ve genellikle Hıristiyan Bazilikalarında bu kısımda kriptalar
bulunması gözönüne alınarak,bunun da Bizans devrinde yapılmıs bir kripta
veya rölik muhafaza etmek üzere
yapılmıs bir hücre olabileceği fikri akla gelebilir.Batıdaki giristen
itibaren, Bizans Kilisesinin nef duvarları girise parelel bir duvarla,
dikey olarak kesilmektedir. Bu kısımda bir bosluk meydana gelmektedir
ki, bu kısmın bazilikaların narthexine tekabül edeceği düsünülebilir.
OSIRIS (SERAPiS)
Mısır inancında yer alan Osiris,
Anadolu’yu etkilemis, Bergama’ya kadar gelmis, Kızılavlu’da
Serapis Tapınağı olarak karsımıza çıkmıstır.Mısır ilkçağ dininde yer
tanrısı ile gök tanrıçasından Isis, Osiris, Seth ve Neftis dünyaya
gelmis, Osiris’ten önceki tanrılar ölüme yenilmemis, ancak gökyüzüne
yorgun ve umutsuz olarak dönmüsler.Çünkü insanların, öğretilenleri
benimsemediklerini ve yararlanmadıklarını görmüsler. Ancak Osiris,
insanları eğitmeyi basarmıs, acıyı ve ölümü insanlarla paylasmayı kabul
etmistir. Bu basarıyı sağlamada kardesi ve karısı sayılan tanrıça
Isis’in rolü dikkat çekmistir.Isis, insanlara tohum ekmeyi, toprağı
islemeyi, un ve ekmek yapmayı öğretirken, Osiris
de üzümden sarap, arpadan bira yapımını öğretmistir.Daha sonra Osiris,
Mısır yönetimini karısı Isis’e bırakıp dünyanın geri kalan bölgelerine
uygarlık tasımak üzere yollara düsmüstür. Nice sonra Mısır’a
döndüğünde ihaneti görmüs, Seth tarafından bir sandığa kapatılıp Nil’e
atılmıs, sandık Akdeniz’e ve Fenike –Biblos kıyılarına vurmus, sahildeki
ağaç, sandığı gövdesine almıs, ülkenin kralı bu ulu ağacı kestirip
sarayına sütun yaptırmıs, daha sonra Isis tarafından sütun kırılıp
içinden sandık çıkarılmıssa da Osiris ölümlülerinin arasına karısmıstır.
MDTHRA DNANCI
4000 yıl önce Iran’da Mitraizim
inancı egemendi. Paganizmle tek tanrılı inançlar arasında bir konuma
oturtulabilen Mithra, ısık ve hava tanrısıydı. Bereketi simgeler,
iyileri ödüllendirir, kötüleri cezalandırırdı. O zafer tanrısı, cennet
yolunu açan bir ilahtı.Gizemli bu inanç, gizli bir mezhep gibi
görüntülenen Mithra için hakkında sınırlı bilgilerimiz vardır. Örneğin
Nemrut Dağı’ndaki dev heykeller (Apollon ,Mithra, Helios, Hermes) ya da
Bergama Zeus Sunağı’ndaki dev kabartmalar bu
gizemli inancın örnekleri olmaya adaydır.Mithra:Bir kayadan doğmus, bu
doğumu bir çoban görmüstür. Çoban,Mithra’ya tapınmaya baslamıs ve ona
sürekli adak armağanlar getirmistir. Mithra,
gizemli bahçede yasaklı inciri yedi ve ağacın yapraklarından kendisine
giysi yaptı.Artık dünya üzerinde yasamı kurmalıydı ve bir kan
damlasından doğaya can verdi.
Mithra dinine her kesimden, özellikle
gençlerden gizliliğe bağlı kalacaklarına iliskin ant içerek üye
alınırdı. Üyeler yedi kez sınavdan geçirilir ve asamalarını ekmek yiyip
sarap içerek kutlarlardı. Bu törenlerde mumlar yakılır,ilahiler okunur,
çanlar çalınır ve müzik dinlenirdi.Mithraizim, dinsel bir inanç
topluluğu olmakla kalmadı. Bu mezhep grubu seçkin, zengin, soylu,
bürokrat bir elit sınıf yarattı.
Mithra’nın doğumu, günesin doğması demektir. 25 Aralık Pazar günü kutlu
doğum gerçeklesmistir. Hıristiyanlıkla benzesir, ruhun ölümsüzlüğü,
evrenin sonu,mahser günü inancı ile tek tanrılı dinlere geçis
sürecindedir.
|